İMPARATORLUK ZENGİNİ İZNİK
Yazı
ve Fotoğraflar:
Ömer Kokal
Bugün, İznik dendiğinde her ne kadar aklımıza çini gelse de, kentin
asıl önemi kısa bir dönem de olsa iki İmparatorluğa başkentlik yapmış
olması. 1204-1261 yılları arasında Bizans’ın, 1331-1402 yılları arasında
da Osmanlı’nın merkeziydi İznik
|
 |
Hıristiyanlar’ın
çeşitli dinsel sorunlarını çözmek için yaptıkları toplantıların ilkini
ve yedincisini burada düzenlemiş olmaları, kentin tarihteki önemi
konusunda fikir veriyor. Etrafı surlarla çevrili olan İznik’e, İstanbul,
Lefke, Yenişehir ve Göl Kapı adı verilen dört ana kapıdan giriliyor.
İznik şehir planı, antik İon tarzında yapılmış. Şehir, ızgara plan adı
verilen ve birbirini kesen iki anayol etrafında, yine birbirini kesen
ara sokaklardan oluşuyor. İstanbul kapıdan şehre girdiğinizde düz bir
cadde sizi Yenişehir kapıya götürüyor. Aynı şekilde Lefke kapıdan
girerseniz yine düz bir cadde aracılığı ile Göl kapıya ulaşıyorsunuz. Bu
iki ana caddenin kesiştiği noktada oluşan meydan, şehrin merkez noktası
ve bu meydanda İznik’in en önemli yapılarından biri olan Ayasofya
Kilisesi bulunuyor. Hıristiyan dünyası için oldukça önemli
kararların alındığı 7. Konsil toplantısı, Ayasofya Kilisesi’nde
yapılmış. İ.S. 4. yüzyılda yapıldığı düşünülen Kilise 1331 yılında
Sultan Orhan tarafından camiye çevrilmiş.
Şehri çevreleyen surların uzunluğu beş kilometreyi buluyor ve büyük
bölümü hala ayakta. Surların hemen dışından başlayan tarım alanları ve
zeytinlikler İznik’i yeşille kuşatmışlar. Geçmişte üzüm bağları ile dolu
alanlar yerini zeytinliklere bırakmış. Halkın %70’i tarımla uğraşıyor
İznik’te. Zeytincilik en başta geliyor. Özellikle son yıllarda
zeytinyağı kullanımının artması İznik halkının zeytinden kazandığı
paranın da artmasını sağlamış. Kentin her köşesine yayılan Roma, Bizans,
Selçuklu ve Osmanlı eserleri arasındaki en önemli yapı Yeşil Camii.
1378-1391 yılları arasında Çandarlı Halil Hayrettin Paşa tarafından inşa
ettirilen caminin özellikle minaresi ve cephesindeki taş işçiliği ilgi
çekici.
|
 |
Yeşil Camii’nin hemen
karşısında bulunan Nilüfer Hatun İmareti bugün İznik Müzesi olarak
hizmet veriyor. 1388 yılında Murad I. Hüdavendigar tarafından annesi
Nilüfer Hatun adına inşa edilen yapı 1960 yılında restore edilmiş.
Nilüfer Hatun, Yarhisar Tekfuru’nun kızıdır. Asıl adı Holofira olan
Nilüfer Hatun Osmanlı Sarayı’nın bilinen ilk Hıristiyan gelini olma
özelliği taşıyor. İznik’te İ.S. 112 yılında Roma’nın Bithynia Valisi
tarafından yaptırılan 15.000 kişilik tiyatro, Eşref Rumi Camii, Mahmut
Çelebi Camii, Kırgızlar Türbesi, Hacı Hamza Hamamı, Şeyh Kutbettin Camii
ve Türbesi görülmesi gereken diğer yapılar. İznik’e hangi yönden
gelirseniz gelin şehri görmeden önce gölü görürsünüz. Havanın ve güneşin
durumuna göre renk değiştiren gölün, güneşin ilk ışıkları ile maviden
turkuaza dönen, akşam saatleri kızıllaşan renkleri İznik’in çinilerini
çağrıştırır. Belki de 14. yüzyılla 17. yüzyıl arasında altın çağını
yaşayan İznik çinisini yaratan ustalar gölün renklerinden
esinlenmişlerdir. İznik halkı için göl kıyısının önemi çok büyük. Çünkü
sahil özellikle yaz akşamlarının vazgeçilmez mekanı. Sahil boyunca
uzanan restoranlar ve çay bahçeleri kışın kapalı mekanlarında, yazın ise
bahçelerinde hizmet veriyorlar.
UYUYAN DEV
17. yüzyıldan sonra derin bir uykuya dalan İznik çiniciliği 300 yıl
süren uykusundan, bu işe ömrünü ve gönlünü vermiş birkaç usta tarafından
uyandırılmaya çalışılıyor. Bu kişilere en büyük destekte Birleşmiş
Milletlerden gelmiş.
1992 yılında Rio’da yapılan BM konferansında çıkan bir karar İznik’teki
çiniciliği, çevreyi ve gündelik yaşamı etkilemeye başlamış bile. Yerel
Gündem 21 adı verilen uygulamayı, IULA-EMME (Uluslararası Yerel
Yönetimler Birliği Doğu Akdeniz ve Ortadoğu Bölge Teşkilatı) organize
ediyor. Yapılacak işin projesi hazırlanıp sponsorların verdiği para bu
teşkilatın kasasına yatırılıyor. Yatırılan para kadarını da teşkilat bu
paranın üzerine ekliyor ve para direkt yapılacak işe harcanıyor.
|
 |
Yerel Gündem 21,
belediye bünyesinde, gönüllülerden oluşan çeşitli komiteler aracılığı
ile çalışmalarını sürdürüyor. 1999 yılından beri sürdürülen çalışmalar
sayesinde birçok tarihi mekan restore edilmiş, surlarla çevrili olan
kentin dört giriş kapısından ayakta olan üçü aydınlatılmış. Eczacıbaşı
Holding’in sponsorluğu ile restore edilen ve Osmanlı’nın ilk medresesi
olan Süleyman Paşa Medresesi (1332) bugün başka bir işlevle kullanıma
açılmış. Medrese, Çiniciler ve Seramikçiler Çarşısı olarak hizmet
veriyor. Her odasında başka bir atölye veya sanatçı çini ve seramik
üretmeye devam ediyor. Odalarla çevrili medresenin avlusu İznik turu
sırasında bir yorgunluk kahvesi içebileceğiniz şekilde düzenlenmiş.
İznik’te çini konusunda eğitim vermek, araştırma ve üretim yapmak
amacıyla bir de vakıf kurulmuş. Yaklaşık 60 kişinin çalıştığı İznik
Eğitim ve Öğretim Vakfı, şehir surlarının hemen dışında yer alıyor.
İstanbul metrosunun duvarlarını süsleyen çiniler bu vakfın ürünü.
Vakıfta yanınıza verilen bir uzman yardımıyla çininin hammaddesi olan
quartz mineralinden başlayıp kullanıma hazır ürün olarak çıkışına kadar
tüm yolculuğunu görüp dinleyebilir ve İznik turunuzu burada
noktalayabilirsiniz.
NASIL GİDİLİR?
İstanbul’dan İznik’e direkt giden tek firma bulunuyor. İznik Seyahat-Ağa
Tur’un çarşamba hariç her gün otobüs var. Ayrıca Yalova’dan her gün
otobüs seferi bulunuyor. İzmir veya Ankara’dan direkt İznik’e otobüs
seferi yok. Bursa’dan her gün sabah saat 06:00’dan akşam saat 08:00’e
kadar yarım saatte bir minibüs kalkıyor.
İznik
Seyahat-Ağa Tur:
Tel: (0212) 658
34 54
Yalova Seyahat:
Tel: (0212) 658
25 10
Bu makale Voyager dergisinde Kasım 2006 da yayınlanmıştır.