ÇÖLÜN RENKLERİ SAHRA FESTİVALİ
Yazı
ve Fotoğraflar:
Ömer Kokal
Tunus, Cezayir, Libya, Çad, Mali, Nijer, Moritanya ve Fas'ın bir
bölümünü kaplayan Sahra Çölü'nün halkları, her yıl Kasım ve Mart
aylarında yapılan Sahra festivalinde buluşur. Masmavi örtülerinden
sadece gözleri görünen Tuaregler, deve ve at üzerinde mucizeler yaratan
Araplar, çölle bütünleşmiş Berberiler hep bir aradadır.
İzmirli ozan Homeros’un ünlü destanı
Odysseus’un kahramanı Ulysses’in kıyılarında maceralar yaşadığı ülkedir
Tunus. Efsane de “lotus yiyenler ülkesi” olarak anlatılan bu ülke
Roma’ya kafa tutan efsanevi lider Hannibal’in kurduğu muhteşem
Kartaca’ya da evsahipliği yapar. Efsaneler yanında renklerde şekil verir
Tunus’a. Hem de ne renkler.
Akdeniz’le, Afrika renklerinin üzerine, Arab kültürünün
renkleri de eklenince Tunus’un gökkuşağını andıran resmi tamamlanır.
Mavi ve beyazla şekillenen mütevazi mimari, sıcakkanlı ve
yardımsever insanlar, farklı etkilerle harmanlanmış mutfak kültürü,
altın kumsallarla kucaklaşan Akdeniz’in turkuaz suları, labirent
sokaklardan oluşan gizemli çarşılar, yemyeşil palmiye ormanlarının
bittiği yerde başlayan sapsarı çöl. İşte, Tunus’un renklerden oluşan
kaleydoskop görüntüleri buralarda çıkar ziyaretçilerin karşısına.
On milyon nüfusa sahip Tunus, bu özellikleriyle yılda beş
milyon turist ağırlıyor. Bu kadar çok sayıda turistin gelmek için o
kadar çok nedeni var ki. Başkent Tunis’te bulunan dünyanın en büyük
mozaik müzesi Bardo ve Kartaca antik kenti, turizm broşürlerinde
“beşinci iklimin adası” olarak tanımlanan ve kartpostal görüntüleri
sunan Djerba Adası, “Star Wars” ve “İngiliz Hasta” filmlerinin çekildiği
platolar bu nedenlerden sadece birkaçı. Ancak, sanmayın ki ortalık
turist kaynıyor ve herşey onlara göre düzenlenmiş. Tunus’ta her zaman
turist rotalarının dışına çıkma şansına sahipsiniz.
Bu şansı öncelikle iki mekan sunuyor size. Biri medinaların,
yani eski yerleşimlerin ve onların çarşılarının arka sokakları. İkincisi
ise kesinlikle Tunus’un güneyinde kalan çöl ve onun yanıbaşında zamanı
unutmuş küçük yerleşimler.
Tunus ve Cezayir topraklarında kalan, çoğunlukla
Berberiler’in yaşadığı Grand Erg Oriental (Büyük Doğu Ergi) Sahra’nın
sadece başlangıcıdır. Bu haliyle bile, çölde geçirilen bir gece ve
ardından yaşanan gündoğumu insana çok şey katar. Gece boyunca, yıldız
haritasını tüm çıplaklığıyla izler, elinizi uzatsanız tutacakmış hissine
kapılırsınız. Gündoğumu ise farklı bir haldir. İyice serinlemiş olan
kumullar önce bir rüzgarla hareketlenir. Ardından ilk ışık huzmesini
yüzünüzde hissedersiniz. Sarı kumlar artık kızıldır. Kızıllık geçip
kumlar asıl renklerine döndüğünde ise güneş tamamen çıkmış ortalık
ısınmaya başlamıştır bile.
Büyük Erg, Sahra’nın kuzeyinde kalır. Sahra Tunus ve
Cezayir’den başka, Libya, Çad, Mali, Nijer, Moritanya ve Fas’ın bir
bölümünü kaplar. İşte bu kadar geniş bir alana yayılan, Berberiler’den
başka Tuareg ve Arablar’ında yaşadığı Sahra’nın halkları her yıl Kasım
ve Mart aylarında yapılan Sahra Festivalleri sayesinde bir araya
gelir.

Tabii bu kadar renkli coğrafyanın festivalleri de tam bir
renk cümbüşü şeklinde geçer. Kimler ve neler yoktur ki bu festivallerde.
Masmavi örtülerinden sadece gözleri görünen Mali ve Moritanya’dan gelen
Tuaregler, deve ve at üzerinde mucizeler yaratan Libya’nın Arabları,
çölün adeta bir parçası olup, onunla kaynaşan Tunus ve Cezayir’li
Berberiler.
Ancak festivalin asıl renkli görüntülerini sunanlar kuşkusuz
kadınlar olur. Birbiriyle yarışan allı, morlu geleneksel kıyafetlerinin
çeşitliliğine, takılarında ki zenginlikte eklenince nereye bakacağınızı,
neyin fotografını çekeceğinizi şaşırırsınız.
Halklar, bu festivaller de folklorlarından örnekler
sundukları gibi geleneklerinin canlandırmalarını da yaparlar. En çok
canlandırılan gelenek ise düğün törenleridir. Gelinin deveyle
getirilmesiyle başlayan düğün seremonisinin tüm aşamaları canlandırılır.
Bu canlandırma gelinin örtüsünün damat tarafından açılmasıyla son bulur.
İzleyenleri en çok heyecanlandıran gösteriler ise atların şaha
kaldırılması ve deve yarışlarıdır. Atın her şahlanışın da seyirciler
tezahurat yaparak memnuniyetlerini ifade ederler. Deve yarışları
sırasında ise heyecanları doruğa ulaşır. Kazanan bir sonra ki festivale
kadar şampiyonluğun tadını çıkarır.
Her yıl, 8-11 Kasım’da Douz kentinde yapılan “Sahara Douz
Festivali” daha çok turist çekiyor, 23-25 Mart tarihlerinde Tataouine’de
yapılan “Ksours Sahra Festivali” ise turist kafilelerinden uzak ve
tamamen yerel halkla içiçe geçiyor.

Bu arada Tunus’tan ve festivallerinden bahsedipte, mutfağından
bahsetmemek olmaz. geleneksel Tunus mutfağının önde gelen
yemekleri olan kuzu eti ve sebzeden yapılan “kuskus” ve bir çeşit börek
olan “brik”i hemen her yerde tadma şansınız var. Ancak, Tunus’un
özellikle Akdeniz’e kıyısı olan yerleşimlerinin mutfağının temelini
deniz ürünleri oluşturuyor. Özellikle, oteller de Akdeniz’in çeşitli
ürünlerini farklı yapılış biçimleriyle bulmanız mümkün.
Bu arada Tunus şaraplarının da çok güzel olduğunu belirtelim.
Akdeniz’in iki önemli ürünü olan zeytinyağı ve şarap konusunda son
derece başarılı Tunuslular. Dünyanın sayılı zeytinyağı üreticilerinden
olan Tunus, Kartaca’dan gelen şarap geleneğini de başarıyla devam
ettiriyor.
Tunus’a yolunuz düştüğünde festivalleri göremezseniz sakın
üzülmeyin. Çünkü ülkenin birçok şehrinde geleneksel kıyafetlerin ve
objelerin sergilendiği çok sayıda etnografya müzesi var. Bu müzelerin en
büyüğü ve muhteşemi Djerba Adası’nda bulunuyor. 4000 metre karelik geniş
bir alana kurulu olan “Museum of Patrimony” de bulunan çeşitli pavyonlar
da geleneksel kostümler, el sanatları, müzik aletleri ve dekorasyon
eşyaları sergileniyor. Ayrıca, Arab kaligrafisinden örneklerin sunulduğu
bir galerinin yanında , resim ve mozaik örneklerinin bulunduğu
galerilerde müze de hizmet veriyor.
Yazının başında geçen Odysseus efsanesinde Homeros öyküyü şöyle
anlatır. Efsanenin kahramanı Ulysses, on yıl süren uzun yolculuğun da,
gemisiyle bu kıyılara gelir. Yorgun ve susuz olan mürettabatından
bazılarını su bulmak için kıyıya çıkarır. Mürettebat karada çok
konuksever yerlilerle karşılaşır. Ancak, yerlilerin sunduğu birtakım
lezzetli, tatlı yemişlerin insana yurdunu, aile sevgisini unutturma gibi
bir kusuru vardır. Ulysses, adamlarını bu kıyılardan çeke çeke zorla
uzaklaştırır.
Bugün de Tunus’a yapılan yolculukların sonu pek farklı olmuyor.
Herbiri lezzetli birer meyva olan Tunus’un sundukları insanın buradan
ayrılmasını güçleştiriyor. Siz siz olun Tunus’a giderken yanınınzda
mutlaka Ulysses gibi iradeli bir arkadaşınızı da götürün.

KONAKLAMA
La princess Tel+216 650 488
Tunus Büyükelçiliği. Tel:0312 437 78 12
Tunus Konsolosluğu. Tel: 0212 293 95 78
Tunus Air. Tel: 0212 241 70 96
Bu makale Sealife dergisinde Temmuz 2006 da yayınlanmıştır.