ZEYTİNYAĞI MÜZEDE!

Yazı:
Belgin Sunal Fotoğraf: Ömer Kokal

 

 

Eski zeytinyağı küpleri.



Bir parça köy ekmeğini iyi bir zeytinyağına bandığınızda, genzinizde hafif bir meyve tadı olmalı ve bütün duyularınızı uyarmalı çünkü iyi bir zeytinyağı, kendini kokusu ve tadıyla ele verir. Ama öyle modern santrifüj teknikleriyle üretilmiş zeytinyağı falan değil, zeytinyağı gibi zeytinyağı olmalı; doğal, geleneksel ve çok lezzetli. Adatepe'de eski bir sabun fabrikasından dönüştürülerek kurulmuş olan Türkiye'nin ilk zeytinyağı müzesinde hem zeytinyağının geleneksel yöntemlerle nasıl yapıldığını görebilir hem de bu yöntemle yapılmış zeytinyağından tadabilirsiniz.


 

 

Uygarlık zeytine çok şey borçlu

Antik Yunan uygarlığı denince ilk akla gelen endüstri ürünleri şarap ve zeytinyağıdır. Bunlar, Antik Yunan dünyasında hem ticari hem de kültürel olarak en önemli ürünlerdir. Şarabın bal kıvamında olanı, sulandırılarak tanrılara adak adarken kullanılır. Zeytinyağını daha çok bir ticaret ürünü olarak biliyoruz. İşte, Marmara Bölgesi'nden başlayarak aşağılara inildiğinde hemen tüm Ege ve Akdeniz kıyıları, zeytinyağının hammaddesi olan zeytin ağaçlarıyla kaplıdır. Yine Adatepe yakınlarındaki, eski adıyla İda yeni adıyla Kaz Dağları'na çıkarsanız, göz alabildiğine geniş bir alan zeytin ağaçlarıyla kaplıdır, sonra da deniz başlar zaten. Zeytinyağı müzesi de Kazdağları'nın eteklerinde, Assos ile Altınoluk arasındaki Küçükkuyu'da.


 

Ağaçtan taşa

İki katlı müzenin bahçesinde ve alt katında, çevre yerleşimlerden toplanmış ve geleneksel yöntemlerle zeytinyağı üretmekte kullanılmış olan çeşitli aletler sergileniyor. Binanın üst katı ise sabun ve zeytinyağı üretiminde kullanılan daha küçük boyutlu ekipmanların ve zeytinyağının hem dünyadaki hem de bölgedeki tarihi ile ilgili bilgilerin sergilendiği bir mekan olarak düzenlenmiş.
Zeytinyağı yapımı konusunda ilginç notlar edindik. İyi bir sonuç için, zeytinler henüz bütünüyle olgunlaşmadan toplanıyor ve derhal fabrikaya ulaştırılıyor. Zeytinlerin bozulup meyve tadını kaybetmemesi için bu şart. Taş denilen şey, zeytinlerin hamur haline getirildiği değirmenler. Dev silindir granit taşlar, zeytinleri pelte kıvamına gelinceye kadar eziyor. Ne kadar ezileceğine karar verecek olan kişi de baskı ustası. Usta el, göz ve dil kararıyla belirliyor işlemin sonucunu. Geleneksel yöntemin en önemli farkı, ezilmekte olan zeytinin havayla temas etmesi. Hamur haline gelmiş zeytin yassı torbalara doldurulup üst üste konuyor ve zeytinyağı, doğal haliyle kendini bırakıyor. İşte, 'Sızma' denilen şey, tam da bu.
Zeytin hamuru daha sonra çok kereler presle sıkılıyor ama her sıkımda nefasetinden biraz daha kaybediyor. Çünkü sızmadan sonraki aşamalarda sıcak su kullanılıyor. Civarda oturan köylüler, zeytinyağlarını hâlâ bu 'sulu baskı' denilen yöntemle, taş değirmenlerde çıkarıyorlar. Müzede eski zeytinyağı preslerini, zeytin toplama aletlerini, taşıma ve saklama kaplarını görmeniz mümkün.


 

 

Güzeller güzeli Refika

Adatepe'de bir de zeytin toplayan güzeller güzeli Refika mitosu var. Refika, çok güzel dans eden ve zeytin toplarken herkesin zevkle dinlediği şarkılar söyleyen dillere destan bir Rum kızıymış. Refika'nın şarkı söylemediği, dans etmediği düğün olmazmış. Ta ki, 1. Dünya Savaşı'na kadar. Mübadele sonucu Refika da gitmiş, delikanlıların hayalleri de ama türküler yakılmış onun için, unutulmamış, düğünlerde onun türküleri söylenmiş. Köyün 'yaşlıları', müze kurucularına Refika'nın Sakız Adası'na göçtüğünü duyduklarını söylemişler. Ne var ki, Sakız Adası'nda öyle biri yokmuş ama bir antikacıda, 'bu güzel olsa olsa Refika'dır' dedirtecek bir resim bulmuşlar. Resmi gören Adatepe'nin 'yaşlıları', gözyaşları içinde o resmin Refika'ya ait olduğunu söylemiş. Adatepe zeytinyağlarının etiketindeki Refika resmi de işte bundandır.
Hergün sabah 8.30'dan akşam 18.30'a kadar açık olan müzeye giriş ücretsiz.Ayrıca isterseniz müze personeli ile müzeyi gezebilir ve gelenekesel yöntemlerle zeytinyağı üretimi hakkında ve iyi kalite zeytinyağında bulunması gereken özellikler konusunda detaylı bilgi alabilirsiniz. Personel konusunda hiçbir kaygınız olmasın çünkü gerek mekanın sahipleri, gerekse burada çalışanlar birer zeytinyağı tutkunu ve size müzeyi gezdirirkenki çoşkularını ve bilgilerini fazlası ile hissediyorsunuz. Müzenin bahçesindeki satış reyonundan iyi kalite zeytin ve zeytinyağı, doğal sabun ve zeytinyağı konusunda yazılmış çeşitli kitapları satın alabilirsiniz.Müzenin simgesi olan Refika'nın öyküsünüde müze çalışanlarından dinlemenizi tavsiye ediyoruz.
E-Mail: adatepe@adatepe.com http://www.adatepe.com
Kız'ın öyküsü ,Zeus Altarı,Hasanboğuldu efsanesi,dünyanın oksijen oranı en yüksek bölgelerinden biri, yeryüzündeki ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yer,sadece bu bölgede yetişen Kazdağı göknarı ve daha nice ilginç mekanı ve efsanesi ile ünlü mitolojik adı ile İda şimdiki adıyla Kazdağları? Homeros'un İlyada'sında Ana İda olarak anılan Kazdağları'nın tüm bu kendine has özelliklerine bir yenisi daha eklendi.Türkiye'nin ilk zeytinyağı müzesi, Kazdağları'nın eteklerinde kurulmuş olan ve Kuzey Ege'nin popüler mekanlarından Assos ile Altınoluk arasında sessizce varlığını sürdüren Küçükkuyu'da açıldı.

 

Aklınızda bulunsun...

* İstanbul'dan İzmir'e Çanakkale üzerinden giden Truva Turizm (Tel: 0212-658 36 41), otobüslerine binip Küçükkuyu'da indikten sonra kime sorsanız zeytinyağı müzesini gösterir. Adres: Eski Sabunhane Binası, İlkokul Yanı, Küçükkuyu, Çanakkale. Tel: 0286-752 13 03-752 13 30 www.adatepe.com E-mail: adatepe@adatepe.com
* Müzenin sahiplerinin kendi ürettiği Adatepe sızma zeytinyağından ve zeytinlerinden almayı unutmayın.
* Konaklamak isteyenlere iki adres: Çetmi Han: www.cetmihan.com Tel: 0286-752 61 69. Hünnap Han: Tel: 0286 752 65 81/ 752 65 93